Aşk, en gerçek duygulardan biri gibi görünür.
Ama çoğu zaman en küçük yalanlar da tam içinde saklanır.
Bunlar büyük yalanlar değildir.
Ama tanıdıktır.
Çünkü bir noktada ya söylemişizdir ya da duymuşuzdur.
Aslında çoğu zaman bir kabulleniş değil, bir kaçıştır.
Bir şeyleri devam ettirmek istemediğimizde,
ama bunu açıkça söyleyemediğimizde…
suçu kadere bırakırız.
En net cümle gibi görünür.
Ama çoğu zaman en belirsiz olanıdır.
Bir kapıyı kapatırken,
diğerini tamamen kapatmamak için söylenir.
Duyduğumuzda özel hissettirir.
Ama çoğu zaman bu cümle,
karşımızdakini tanımadan kurulan bir genellemedir.
Ve genellikle, kalıcı değildir.
Masum gibi başlayan bir davet.
Ama çoğu zaman başka bir anlam taşır.
Ne söylediğimiz ile ne kastettiğimiz her zaman aynı değildir.
Klasik bir kapanış cümlesi.
Karşı tarafı kırmamak için söylenir.
Ama aslında çoğu zaman gerçek sebep söylenmez.
Başlangıçta kurulan,
ama çoğu zaman sürdürülemeyen bir cümle.
Zamanla değişen ihtiyaçların,
başta inkâr edilmesidir.
Geleceğe dair bir söz gibi görünür.
Ama bazen sadece o anı kaybetmemek için kurulur.
Söylenir, ama her zaman tutulmaz.
Kulağa iyi niyetli gelir.
Ama çoğu zaman bir geri çekilme biçimidir.
Sorumluluk almadan uzaklaşmanın en zarif yolu.
Bu cümleler tanıdık çünkü gerçek hayatta varlar.
Bazen kırmamak için,
bazen kaçmak için,
bazen de sadece o anı kolaylaştırmak için…
Ama her biri bir şey anlatır.
Söylenmeyeni.
Erteleneni.
Yüzleşilmeyeni.
Liar’s Candle & More mumları,
tam da bu cümlelerden ilham alır.
“Kısmetimizde yokmuş”, “Sen farklısın”, “Sorun sende değil bende”…
gündelik hayatın içinde sıradanlaşmış bu cümleler, burada bir kokuya dönüşür.
Çünkü bazı şeyler sadece söylenmez.
Bazen yakılır.